Yaralı Şifacı

•YARALI ŞİFACI CHİRON•

Mitolojide Chiron (Kiron) bir sentordur; yani yarı insan yarı at görünümlü bir yaratık. Chiron, Chronus (Saturn) ile Oceanus ve Tethys’in kızı Philyra’nın oğludur.

Chronus eşi Rhea’nın kendisinden gizlediği oğlu Zeus’u öldürmek için ararken Philyra ile karşılaşır ve onun güzelliğinden çok etkilenerek saplantılı bir şekilde onu takip etmeye başlar. Bunu farkeden Philyra, Chronus’tan kaçmak ve gizlenmek için kendini bir kısrağa çevirir. Chronus bunu anlamış, o da kendini bir ata çevirerek Philyra’yı kandırmış, onunla birleşerek de sonunda amacına ulaşmıştır.

Chiron bu birleşmenin sonucu olarak doğar ve bedeni yarı at, yarı insandır. Yarı at, yarı insan bir çocuk doğurduğu için toplum tarafından dışlanan anne Philyra ise baskılara dayanamayarak çocuğunu red eder.

Chiron böylece zayıf bir anne tarafından reddedilmiş ve ortadan yok olan babası yüzünden de yalnız kalmıştır.

Apollo, Chiron’u evlat edinir, onu yetiştirir ve yaşamında önemli bir rol oynar. Çünkü Apollo, bir müzik dehası, kehanet ustası, şifa, güzellik, bilgelik tanrısıdır, intikam onun hayatında yer alan bir duygu değildir. Öğrencisi Chiron’a da bunları öğretir.

Bir gün Herkül, savaş sanatları dersi alırken, Hydra adı verilen yılanın zehrine batırılmış okunun ucu ile yanlışlıkla Chiron’u bacağından yaralar. Canı çok yanan Chiron ölümsüz olduğu için, bu yarayla, üstelikte sakat olarak yaşama devam etmek zorunda kalır.

CF056FFB-93F1-4110-8FE4-B1B132BE19F3
O günden sonra kendini iyileştirmek için şifa arayışına girer. Apollo’dan aldığı tüm şifa eğitimlerini daha da derinleştirerek kendi acılarını dindirmek ister, ancak başaramaz. Yaralı Chiron ne yazık ki kendi yarasını tedavi edemez ve hayatının geri kalanında acı çekmesine neden olan yarasıyla yüzleşerek, durumunu kabullenir. Yarasını iyileştirmek konusunda süreçte o kadar çok araştırma yapmıştır ki, bilgeleşmiştir.

Chiron artık ‘yaralı şifacı’dır. Olympos’taki Tanrılar, eğitmesi için çocuklarını ona getirir, böylece ‘öğretmen’ olur. Chiron at sürme, okçuluk, avlanma, savaş sanatı, hayatta kalma becerileri, etik, müzik ve doğal bilimlerin başlangıcını öğretir tüm öğrencilerine.

Şifa arayışında bulduğu her değerli bilgiyi, erdemi, öğrencilerine ve ihtiyaç duyanlara sunarak, şifa verirken acılarını saran bir insan olarak ilham olur pek çok kahramana…


Ancak çektiği acılara bir gün dayanamayarak, Tanrılara yalvarır ve ölümsüzlüğünden feragat eder. Tanrılar da onu gökyüzüne yerleştirerek yay takım yıldızı olarak onurlandırır.

Leonard Cohen’in de dediği gibi;

“Birer birer geliyor misafirler…
Usulca giriyorlar içeri.
Kırık bir kalp taşıyor pek çoğu,
Ve pek azı onu hala açık tutuyor.
Kimse bilmiyor nasıl biter bu gecenin sonu.
Kimse bilmiyor nereye akacak onca şarap.
Ah sevgi, nasıl da ihtiyacımız var şimdi sana…”

Birçok yerinden kırılmış bir kalple, ya da acılarla yaşıyoruz çoğumuz. Belki de en iyi değerlendirilmesi gereken birer kadim öğreticidir taşınan her acı ve peşinen ödenen her bedel!

Ve izin verirsek kendimize, kalplerimizdeki o her bir kırıktan sızan ışık, şifa olur belki de kendimize ve şifa arayışındakilere.

~Farklı kaynaklardan yararlanılarak yeniden kaleme alınmıştır.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s