Değerli Taşlar

Bir akşam geç saatlerde, loş evinde yalnız başına oturmakta olan Saul, radyoda dünyanın en ünlü madencisiyle yapılan bir röportajı dinler. Verilen ayrıntılardan, bu adamın yaşadığı şehrin hemen dışında paha biçilmez sahipsiz bir defineye rastladığı anlaşılır.

Saul, bir saatten kısa bir sürede kamp malzemelerini hazırlayıp, kilerdeki konserve raflarını boşaltır ve garajında uzun süredir yatmakta olan kazma ve küreğini alır. Hayatının gidişatını değiştireceğine inandığı şeyi aramak için yola çıkar.

On gün sonra üşümüş, yorulmuş ve tüm enerjisini harcadığı gibi, erzakını da bitirmiş, yolun sonuna gelmiş bir halde kamp ateşinin önünde oturmaktadır.

Nerede hata yaptığını ve durumu düzeltmek için neler yapabileceğini düşünürken, karanlığın içinden gelen ayak seslerini duyar. Bu kim olabilir ?

– “Merhaba…Kim var orada sizi göremiyorum. Ne istiyorsunuz? Değerli hiçbir şeyim yok, eğer aradığınız buysa ?” der.

-“Ah hayır…Üzgünüm. Sizi korkutmak istememiştim. Şu tepede oturuyorum ve balkonumdan ateşi gördüm. Tek istediğim bunun kamp ateşi mi, yoksa daha tehlikeli birşey mi olduğuna bakmaktı.”

-“Tabii tabii, sorun değil. Size gerçeği söyleyeyim, ben de birisiyle konuştuğum için sevimdim. Burada kurtlar kuşlar dışında uzun zamandır bana eşlik eden kimse olmadı. Eve dönmeden önce bir fincan kahve içmek ister misiniz? Adım Saul. “

-“Teşekkür ederim, bu iyi bir fikir. Soğuk bir akşam.”

Yabancı kendisine ikram edilen kahveyi alıp, kayanın üzerine otururken, Saul’un pek de iyi görünmediğini fark eder. Fiziki olarak  yorgun ve çökmüş bir haldedir.

-“Umarım sormamda sakınca yoktur, her şey yolunda mı? Şimdiye kadar gördüğüm en bitkin insan sizsiniz ? Yani işinize burnunu sokmak istemem.”

-“Hayır, haklısınız; en azından işlerin yolunda gitmediğini söyleyebilirim.”

Yabancı devam eder. “Etrafta her yer kazılmış olduğuna göre buralarda özel bir şey arıyor olmalısınız.” Sonra da küstah görünme riskini göze alarak düşüncesini söyler. ” Bulamadığınızı tahmin ediyorum, yoksa bu soğukta, böyle bir yerde kalmazdınız.”

Kendisine sorulan sorulardan biraz kuşkulansa da, yabancının arkadaşlığı korkularını bastırır ve ona cevap verir :

-“Evet haklısız. On gündür buradayım, ya da ben öyle sanıyorum. Buralarda olduğunu duyduğum, inanılmaz değerli ve nadir bir taş arıyorum. Ancak tahmin ettiğiniz gibi onu bulma şansını yakalayamadım.”

Saul’un kötü durumundan etkilenen yabancı  insafa gelir. “Bu taşın gerçekten işinize yarayacağını düşünüyorsanız, yarın yine gelip, kazmanıza yardımcı olabilirim. Bu değerli taş neye benziyormuş :

Yabancının sorusuyla Saul, tüm bedeninin ürperdiğini hisseder. O anda bunca emeğine ve fedakârlığına rağmen sahip olmayı çok istediği hazineyi neden bulamadığını anlar. İtiraf etmek üzere olduğu şeyin gerçek olduğuna inanamayarak yere bakar ve başını sallar ve konuşur.

“O değerli taşlardan birine sahip olmak için buraya öyle acele geldim ki, neye benzediğini bilmiyorum. “

Alıntıdır









One comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s