Çocuk Olmak

•Çocuk OLmak•

Çocuklardan öğrenecek oysa ne kadar çok şeyimiz var! Bizler ise onlara hep bir şeyler öğretmeye, hatta dayatmaya çalışırız, oysa onlardan öğreneceğimiz şeylerin ne denli renkli, duru, yaratıcı ve zengin bir anlayış olduğu gerçeğini görmezden geliriz çoğu zaman.

Zamanın, ya da aldığımız rollerin hızına öyle kapılırız ki bazen, farkına varmayız hızla dönen akrep ve yelkovanın. Zamandan ve yaşamdan ertelediğimiz oysa hem kendimiz, hem de uzun süredir yalnız bırakılan içimizdeki ve dışımızdaki o çocuk; özetle ‘neşe ve yaratıcılık merkezimiz’dir.

İlgide cimriyken, bonkörce söyleriz:
“Şimdi oynayamam seninle”, “daha sonra, şimdi halletmem gereken önemli bir işim var”, “yorgunum, daha sonra okuruz bu masalı.”

Zamanı tapulamış gibi, yaşam bir projeymiş gibi güya programlarız zamanı(!)

Sonralar… birikir önümüzde, bir bakarız ki ‘sonra’ların ardından bir boy bir boy daha büyüyen bir şey var… Belki küskün. Belki beklemekten yorgun. Belki o da şimdi kendi çocuğuna aynı ezberle ve öğrenmişlikle, zamanı ıskalayanlardan!

Bir bakmışsınız büyülü anlar toplayamadan üstelikte geçip gitmiş zaman! Anı sandığında üç beş hatıra kalmış sadece geriye.

Çocuklar hiç durmadan keşfederler, her şeye karşı aşırı merak duyar, her zaman yeniliklere açık yeni bir şeyleri öğrenmenin heves ve açlığını yaşarlar.

Sevgi, ilgi ve güven ister, onay beklerler.
Verilen sözlerin tutulmaması en büyük ‘hayal kırıklıklarıdır’!

Korkuyu başta tanımazlar, zorla öğretilmediyse ‘korku’ ve karşılığında doyurucu ‘sevgi’ ise buldukları.

Ve çocuklar asla ve asla hayal kurmaktan vazgeçmezler, kolay kolay yorulmazlar, umutsuzluğa çokça kapılmayan birer “hayalperest”tir onlar ve sınırları çizilmemiş dünya masalının içinde, masal kahramanıdır her biri. Ve bu yüzden hem ‘zengin’, hem ‘gezgin’dir düşleri.

Onlar için oyunda gurur yoktur, önemli olan oyunun içinde olmaktır. O nedenle başlasa da çabuk biter oyun bozanlıkları… Bir küs bir barışık misali devam eder oyun, ya da bir yenisi başlar.

James Baldwin’in dediği gibi; “Onlar büyüklerin sözünü dinlemekte hiçbir zaman başarılı olmadılar, öte yandan, büyükleri taklit etmekte ise hiç başarısız olmadılar.”

Gerektiğince dolmayan duygu sandığının kapağı açılıp, zaman acımasızca kafasını çıkararak “sobe” demeden öğrenelim BİRlikte büyümeyi. Büyüyelim masumiyet ile… Dünya büyüsün “düş ve sevgiyle.”

“Sonra”… değil. “Haydi !” demeyi öğrenin.
Onların düş dün­yalarının sizi içine almasına izin verin. Emin olun ki sizi aslınıza döndürecek ve o an hayatınızdan çaldığınızdan çok daha fazlasını yerine koyacaklar!

Evren’den ✍🏻 ©️

Fotoğraf: Olessmi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s