Category Archives: Kalın Bağırsak

Polipler kansere dönüşür mü?

Polipler kansere dönüşür mü?

Poliplerin kansere dönüştükleri ile ilgili kuvvetli bulgular vardır. Bu bulgular, poliplerin görülme yaşı ile kanser görülme yaşı arasında yaklaşık on yıl vardır. Alınan polipler kanser görülme olasılığını azaltmaktadır. Polipler çıkartıldıktan sonra bir kısmının içinde kanserin öncüsü hücreler görülmektedir. Bazı polipler de de kanser odakları saptanmaktadır. Ancak her polip kansere dönüşmez.

Hangi poliplerin kansere dönüşme olasılığı yüksektir?

Daha çok adenomatöz polipler kansere dönüşür. Bunlar içinde en yüksek olasılıkla villöz adenomlar, sonra tübüler adenomlar dönüşür.

Tübüler adenom

Kansere dönüşmeyen polip tipleri var mı?

Elbette, infeksiyöz polipler, hamartamatöz polipler kansere dönüşmezler

Polipler çıkartılmalı mı?

Evet polipler çıkartılmalıdır. Eğer kalın bağırsağın bir kesiminde polip saptanmışsa tamamında başka polip olma olasılığı %35 civarındadır. Bu yüzden mutlaka kalın bağırsağın tamamı incelenmelidir. Bir yıl sonra tekrar kolonoskopi yapılmalıdır.

polip, endoskopik bir kement ile boynundan kesilerek çıkartılabilir.

Prof. Dr. Gökhan Akbulut

Kalın Bağırsak Kanseri

Kolon Kanseri

Prof. Dr. Gökhan Akbulut 

Kolorektal Karsinom

Sıklığı Nedir?

Kolon yani kalın bağırsak kanserleri, sindirim sisteminin en sık görülen kanserleridir. Görülme olasılığı yaş ile birlikte artar. 

Elli yaş üzerinde sık görülür, Sağ kolonda görülme sıklığı sol kolona göre artmaktadır, bu yüzden tarama yöntemi olarak  total kolonoskopi daha fazla değer kazanmaktadır. 

Sebepleri Nelerdir? 

Polip – kanser serisi (poliplerin kanser öncüsü olduğu düşünülmektedir). 

Bu konu kesin olmamakla birlikte destekleyen bulgular mevcuttur. 

Kolon kanseri ve polip görülme yaşı arasında yaklaşık olarak on yıllık bir aralık vardır. 

Polipler içinde kanser odakları tespit edilmiştir ve genellikle kansere doğru hücrelerin değiştiği, metaplazi, displazi ve şiddetli displazi serisini takip etmektedirler.

Rektosigmoidoskopi ve polipektomi yaygın olarak uygulandığı için kolon kanserleri sıklığı sol kolonda nispeten azalmıştır. Bu sebeplerle polip tespit edildiğinde işlemin mutlaka total kolonoskopiye tamamlanması gerekir.  

Takip aralıkları sıklaştırılarak yapılmalıdır. Polip görüldüğünde çıkartılabiliyorsa endoskopik olarak çıkartılmaya çalışılmalıdır. 

Inflamatuar barsak hastalıkları (IBD), yani ülseratif kolit ve Crohn gibi hastalıklar kanser öncüsü kabul edilmektedir. Bu hastalıklar oldukça nadir görülür, ancak sonuçları açısından önemli hastalıklardır. Tam olarak sebebi bilinmemektedir. 

Ancak genetik ve bağışıklık sistemi ile ilgili sebepleri olduğu düşünülmektedir. 

Ülseratif Colitis (UC) 10 yıllık pankolit (sürekli ve kolonun bütün parçalarını tutan hastalık) hikayesinde kanser riskinde %18’den fazla artış olmaktadır

Crohn’s hastalığı Risk artmaktadır ama ne derece arttırdığı ile ilgili yeterli bilgi yoktur. 

Genetik 

Familyal adenomatozis Koli (FAP) sendromu, kolonda sayılamayacak kadar çok sayıda poliplerle karakterize genetik geçişli bir hastalıktır. 

Herediter nonpolipozis kolorektal karsinoma (HNPCC) da ise polip olmadan kanser oluşan aile hikayesinin önemli olduğu bir kanser tipidir. 

En sık görülen genetik geçiş tipidir, bütün kolorektal karsinomlar içinde %3-5 yer tutar. Bu kanser tipinin görüldüğü ailelerde iki jenerasyondan fazla akrabada kolorektal kanser vardır. 

Üç yada daha fazla akrabada kolorektal kanser vardır ve kanser görülme yaşı 50 yaşından önce olur. Bu sebeple daha erken yaşlarda,  44 yaş ve öncesinde birinci derece akrabaların taranması gereklidir. 

Kolorektal kanser risk faktörleri nelerdir? 

Ailede kolorektal kanser olması: genel popülasyona göre 1. Derece akrabasında kolorektal kanser olanların bu hastalığa yakalanma riski normal popülasyona göre 3-9 kat fazladır. 

Daha önce yapılan kolonoskopilerde  polip bulunması riski arttırmaktadır. 

İnflamatuar barsak hastalığı özellikle ülseratif kolit tanısı olan kişiler de risk grubunda yer alır.  

Hastaların %90’ından fazlası 50 yaşın üzerindedir, dolayısıyla yaşla birlikte risk artar. 

Yüksek yağ, düşük fiber içeren (az posalı, çok kalorili) diyetle beslenme ve kronik kabızlık önemlidir. Buna batı tipi fast food beslenme diyoruz. Kronik kabızlık besinlerle aldığımız kanserojen maddelerin bağırsaklarda daha uzun süre kalmasına neden olur. 

Bu da kanser riskini arttırıyor olabilir. 

Bu tür beslenmenin sonucu olarak Obesite yani şişmanlık, risk faktörleri arasında kabul edilmektedir.  

Diabetes mellitus hastalığı ve pek çok kanserde olduğu gibi Alkol ve sigara kullanımı kolon kanseri riskini arttırmaktadır. Gördüğünüz gibi, beslenme ve bazı alışkanlıklar önlenebilir nedenler arasındadır. 

Yaşam tarzını değiştirmek riski azaltacaktır. 

Belirtiler nelerdir? 

Tümörün boyutuna, yerine bağlı olarak değişir. 

 Genellikle uzun süreli bir sessizlikten sonra belirti vermeye başlar. 

Kansızlık, bir alarm semptomdur, 50 yaşın üzerinde bir hastada aksi ispat edilene kadar kolorektal kanser araştırılmalıdır. 

Halsizlik, genellikle kansızlığa ve tümörün vücudun besin kaynaklarını tüketmesine bağlı olarak ortaya çıkar. 

Dışkı karakterinde ve renginde değişiklik olması, parlak kırmızı kan yada siyaha yakın kötü kokulu ishal şeklinde dışkılama alarm semptomlar arasında yer alır. 

Kramp tarzı karın ağrıları, büyük abdeste çıkamama, şişkinlik kişiyi acil servise kadar sürükleyebilir ve bağırsak tıkanıklığının belirtileridir. 

Burada altını çizerek belirtelim, bir kişide kansızlık varsa, 50 yaşın üzerindeyse, dışkı karakterinde değişiklik mevcutsa, rektal kanaması mevcutsa mutlaka bir doktora başvurmalıdır. 

Bu tür hastalarda, muayene, endoskopi ve büyük abdest tahlili yaparak tarama yapılır. 

Ne kadar farkındalık o kadar erken teşhis demektir. 

Erken teşhis edilmesi halinde kolon kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır. 

Tedavisi nedir? 

Tedavisi cerrahidir, bazı durumlarda ameliyattan önce ışın tedavisi ve ilaç tedavisi eklenebilir, bazı durumlarda ise ameliyattan sonra, bu hastalığın evresi ve tuttuğu yer ile ilgilidir. 

İleri evre tümör ve metastaz ne demektir? 

Metastaz yayılma demektir. Tümör hücreleri önce bağırsak duvarının katmanlarına yayılır, sonra bağırsak duvarını tutarak ilerler ve yakın komşu organları tutar, çevresel lenf bezlerine yayılır. 

Bu duruma lokal ileri hastalık diyoruz. Bulunduğu bölgede ilerlemiş hastalık. Birde uzak organlara yayılım durumu vardır. Karaciğer en sık yayıldığı organdır. Bunun dışında akciğer ve diğer organları da tutabilir. 

İleri evre ve metastatik hastalık durumunda çaresiz değiliz. Çıkartılabilecek tümörleri çıkartmak gereklidir. Temel prensip geride yeterince sağlıklı doku bırakabilmektir. Bazı durumlarda ise önce ilaç tedavisi yaparak 

metastaz sayısını azaltıyoruz, hastalığın ilerlemesini yavaşlatıyoruz ve geri döndürebiliyoruz, ardından cerrahi müdahale yapıyoruz. 

Sıcak kemoterapi nedir? 

Eğer tümör hücreleri karın zarını tutmuş ise, karın zarını tamamen soyarak ve görünür metastatik odak sayısını en aza indirecek bir ameliyatın ardından yüksek doz, sıcak kemoterapi uygulanır. Bu özel bir araç aracılığı ile yada karın açık tutularak bir süre sıcak kemotepapi batına emdirilerek yapılabilir. 

Bu tedavinin etkin olduğunu gösteren seriler vardır. Bizim de klinik tecrübelerimiz bu yönde. Bu yöntemi uyguladığımız ve fayda gören çok sayıda hastamız oldu. 

Sizce sağlıklı yaşam için neler yapmalıyız? 

Sağlıklı yaşam için, epidemiyolojik çalışmalar gösteriyor ki, sevgiyle bağlı olduğunuz, iyi sosyal ilişkiler ve neşe birinci derecede önemlidir. Sağlıklı yaşamın temel anahtarı budur. 

Bunlar var ise, iyi beslenirsiniz, yediklerinizi keyifle yersiniz ve sizi daha sağlıklı kılar. Elbette dengeli beslenmeyi, özellikle kalın bağırsak sağlığı için kepek ve posalı gıdalarla beslenmeyi, öğünler içine sebze ve meyveleri eklemeyi öneriyoruz. 

Ama ne yerseniz yiyin, neşeyle ve keyifle yiyin. Dostlarla birlikte yiyin. Bu gün meslektaşlarımız belki kızacaklar ama, stres bütün hastalıkların anasıdır deniyor, bu tamamen doğru değil, vücudumuzun dozunda bir strese ihtiyacı var. 

Atalarımızın dediği gibi işleyen demir ışıldar. Siz bir organınızı kullanmıyorsanız o organınızın hücreleri kendisine ihtiyaç duyulmadığı için kendini küçültür, köreltir,kenara çekilir. Bu doğanın muhteşem ekonomi sistemidir. Her hücre muhteşem bir bütünün parçasıdır. Her hücremiz bunun bilincindedir. 

Bu yüzden dozunda yaşanmış bir strese ihtiyacımız var. Bedeninizi ve ruhunuzu hayattan, işinizden emekliye ayırmayın, ölene kadar çalışın, gücünüz yettiği kadar gayret edin. Bunun için ya işinizi seveceksiniz, yada sevdiğiniz işi yapacaksınız. Stres, bir dereceye kadar ihtiyaç duyulan bir kavramdır. 

Hareket edin. Hareket özellikle açık havada, kuşların, yaprakların, rüzgarın sesini dinleyerek yapılan ve elbette bu güzelliklere şükredilerek yapılan hareket, buna isterseniz spor deyin, ama yürüyüş, bisiklet, yüzme, dağcılık hepsi aynı kapıya çıkar, sizi daha sağlıklı yapacaktır. 

Hareket eğer keyifle ve dostlarla yapılıyorsa daha fazla  katkısı olur.

Hücrelerimiz bizim konuştuğumuz bazen de konuşmadan hatta kendimizden bile sakladığımız düşüncelerimizi duyarlar. Kalın bağırsaklarımız duygusal organlarımızdır. Komşularının acılarına gözyaşları ile eşlik ederler. 

Siz duygularınızı, öfkenizi içinizde tutarsanız, kalın bağırsağınızda buna eşlik eder. O hücrelerde size uyum sağlar. 

Bu yüzden, duygularınızı içinizde tutmayın, sevginizi, öfkenizi, acılarınızı paylaşın. 

Kahkaha, bütün acıları dindirir. En kötü zamanlarında bile insanın gülebileceği şeyler çıkıyor karşısına. Bunu görmek için bakış açısını değiştirmek gerek. Acılarla birlikte ve acılara rağmen, hayata olumlu bakmak, yaşadıklarımıza ve öğrendiklerimize, acı tatlı bütün tecrübelerimize son tahlilde şükredebilmek gerekir. 

Hastalıklar da birer misafir gibidir. Bütün acılar gibi diğer ellerinde bir hediye ile gelirler. O hediyeyi fark etmek gerekir. 

Neşe, sevgi ve dostlarla dolu bir ömür dileriz. 

Hastanın değerlendirilmesi 

Rektal tuşe: muayenenin olmazsa olmazıdır. Ulaşabildiği mesafeden, kitlenin büyüklüğü, fiksasyonu, lümen ile ilişkisi anlaşılır 

Rijit Proktosigmoidoskopi: Anal kenardan itibaren rektum tümörlerinin görülmesini sağlar 

Endorektal Ultrason: Kitlenin derinliğini, kas dokusunu aşıp aşmadığı, çevredeki lenf nodüllerinin varlığı anlaşılır 

Kolonoskopi: Tanı için mutlaka yapılması gerekir, biyopsi alınabilir. Aynı alanda başka yerde polip yada tümör var ise tespit edilmesini sağlar (senkron tümör)

Laboratuar:

CEA (karsinoembriyojenik antijen) ameliyattan önce ve sonra temel değerleri alınmalıdır. Daha sonra erken nükslerin saptanması için karşılaştırma yapılabilir 

Karaciğer enzimleri, hemoglobin ve hemotokrit düzeyine bakılmalıdır

Görüntüleme: Bilgisayarlı tomografi abdominal alanda ve akciğerde metastaz olup olmadığını anlamak için yapılır, ayrıca pelvik MRI rektum kanserlerinni evrelemesinde çok yararlıdır (altın standart)

Evreleme 

Amerikan cerrahlar birliğinin uyarlaması kullanılır 

Tümör, Lenf nodu ve uzak metastaz varlığına göre evrelenir 

Tedavi 

Çıkartılabilen bütün tümörler için tedavi seçeneği cerrahidir

Lenf nodlarını içeren bağırsağa ait mezenterin de çıkartılması gereklidir

Geride işe yarar doku kalması şartı ile bütün metastazların çıkartılması gerekir

Rektum tümörlerinde, tümör kas dokusunu aşmış ya da lenf nodu metastazı düşünülüyorsa ameliyat öncesinde ışın ve ilaç tedavisi, sonrasında kemoterapi yapılmalıdır

Anal kanala yakın distal rektum tümörlerinde abdominoperineal rezeksiyon (makatın tamamen alınarak kapatılması ve kalıcı kolostomi) ameliyatı ihtimal dahilindedir. Temiz bir cerrahi marj bırakmak koşulu ile anal kanala anastomoz da yapılabilir. Bu durumda geçici olarak saptırıcı ileostomi yapılması gereklidir. 

Lokal eksizyon, T1N0 tümörlerde, lokal invazyon yok ise, 3-4 cm den küçük tümörlerde yapılabilir.

Adjuvan tedavi, lenf nodu metastazı var ise yada yüksek riskli T3 ve üzeri tümörlerde yapılır

FOLFOX, FORFİRİ Evre II yüksek riskli, yada Evre III hastalarda yada yeterince lenf nodu çıkartılamamış hastalarda düşünülür. 

Monoklonal antibody (akıllı ilaç) metastatik kolorektal kanserlerde  tek başına yada FOLFOX ile birlikte düşünülebilir

Süreç (hastalığın prognozu) 

Hastalığın evresine

Hastanın direncine ve kapasitesine

Uygulanan tedavinin doğru ve etkin olmasına, tedavinin sonuna kadar hastanın gayret göstermesine bağlıdır.

Burada yüzdelerden bahsetmek istemiyorum, çünkü insan hayatının özel ve biricik olduğunu, her kişinin kendine özgü yanıt kapasitesinin olduğunu akılda tutmak gerekir. 

İnsan hayatı, yüzdelerle ifade edilemeyecek kadar değerlidir. 

Erken teşhis edilen ve doğru şekilde tedavi edilen hastalar için kolorektal kanser tedavi edilebilir bir hastalıktır. 

Hastalığın ileri evrelerinde de tedavi seçenekleri, hastanın yaşam kalitesini yükseltecek yöntemler vardır. Bunun için doktorunuzla iletişime geçiniz. 

Takip

Fizik muayene 

Kolonoskopi – her yıl düzenli yapılmalı 

Bilgisayarlı tomorgrafi, USG – her yıl düzenli yapılmalı 

Kolorektal kanserlerin erken nükslerinin hemen tamamı ilk iki yılda kendini belli eder. 

CEA: Nükseden kolorektal kanserlerde yararlıdır. 3 ayda bir, ilk iki yıl boyunca. 

Daha sonraki 3 yıl 6 ayda bir tekrarlanmalı. CEA yüksek ise, 

PET CT çekilmeli 

Kolorektal kanserlerin erken nükslerinin hemen tamamı 

ilk iki yılda ortaya çıkar. 

Nüksün erken saptanması 

Nüksün erken saptanması, sağkalım süresini arttırır

İzole karaciğer metastazları, geride sağlıklı doku kalıyor ise çıkartılmalıdır.

Tek akciğer metastazları, geride sağlıklı ve yeterli doku kalıyor ise çıkartılmalıdır

İzole, cerrahi çıkartılabilen, geride vücudun kendini idame ettirebileceği kadar doku kalması halinde bütün metastazlar çıkartılmalıdır, sağkalım ve yaşam kalitesi avantajı sağlar

Kemoterapi ve radyasyon terapisi: Tamamlayıcı tedavi olarak lenf nodu metastazlarında, eğer tümör çıkartılamıyor ise palyasyon amacıyla (hastalığı yavaşlatmak, yaşam kalitesini arttırmak ) yapılır. 

Periton metastazlarında, total peritonektomi ile sıcak kemoterapinin faydası vardır.

Evrelere göre sağkalım yüzdeleri