Category Archives: umut

Ne mutlu

Ne mutlu günü gülümseyerek başlayıp bitirene
Kalbinde kine nefrete yer vermeyene ne mutlu…!

Ne mutlu aldığı nefesin kıymetini bilene
Attığı her adıma şükredene ne mutlu..!

Ne mutlu kimsenin ömrüne törpü, sırtına yük olmayana ,
Edep erkan bilip,
sözünü sakınana ne mutlu..!

Ne mutlu etrafına huzur verene
İncir çekirdegini doldurmayacak şeyler için kalp incitmeyene ne mutlu..!

Ne mutlu yerdeki karıncaya,
gökteki kuşa kıymet verene
Yedigi ekmeğe,
içtiği suya hamd edene ne mutlu..

Ne mutlu gönüller yapana,
gönüller alana
Bir gülüşüyle güller açtırana ne mutlu…

Ne mutlu geceleri vicdan yastığına kafasını rahat koyana,
Hayat denen yoldan,
ağır adımlarla geçip gidene ne mutlu…

Bakış Açısı

BAKIŞ AÇISI

Yazar;
evindeki çalışma odasına girdi, günlüğüne bir yıl içinde başından geçenleri yazdı:
-Geçen yıl cerrahi bir ameliyat geçirdim.
-Aylarca yatağa bağlı kaldım.
-Atmış yaşına girdim.
-Otuz yıl çalıştığım vazifemi terk ettim.
-Geçirdiği araba kazası nedeniyle, oğlum fakültede sene kaybına uğradı.
Sonunda şunu yazdı:
-Ne kötü bir yıldı!

İçeri giren karısı, kocasının günlüğe yazdıklarını gördü ve yazılanları okudu.
Dışarı çıkıp, bir müddet sonra girdi, elindeki kağıdı kocasının yazdığı günlüğün yanına bıraktı. Adam kağıda yazılanları okudu.
-Şöyle yazıyordu:
-Geçen yıl, uzun süre
rahatsızlık veren hastalıktan kurtuldun.
-Atmış yaşına sıhhat ve afiyetle girdin.
-Yazmayı tasarladığın kitaplar için zaman bulmak maksadıyla emekli oldun.
-Oğlumuz trafik kazasında ölümden döndü.
Yazı şöyle bitiyordu: “Tanrı bize çok ikramda bulundu, ne güzel bir yıldı.”

Aslında adamın zikrettiği olaylarla, karısının zikrettikleri aynıydı. Sadece bakış açısı farkı vardı….
Her şeyin daima görünenin iki yüzü vardır…

Bazen insanin gölgesi önüne düşer, bazen arkasına…
Güneşi önümüze alıp;
gölgemizi arkamıza düşürebilirsek, ne mutlu bize….
Aksi halde;
güneşi arkamıza alıp,
gölgemizi önümüze aldığımızda, gölgemizi yakalamak için ömür boyu onu kovalar dururuz..
Yakalayamadığımız için de; huzursuz oluruz,
mutlu olamayız….

Alıntı

Sözüm sana

Sözüm sana ey hayat..!
Yolu yarısını çoktan arşınladım..
Bugüne kadar;
biraz yalpalayarak,
Kimi zaman düşe kalka…
Çoğu zaman,
yanılarak yaşadım…
Geriye ne kadar yolum var bilmiyorum….
Ama daha dikkatli olgun çağlarım;
Adımlarım şimdi daha yavaş,
Daha tadını çıkarır gibiyim , bastığım toprağın…

Hoşgörü kuşandım artık,
Huzur yoldaşım..
Kendimse
en vefalı arkadaşım…

Ey hayat…!
Şimdi beni iyi dinle…
Bu yaşıma kadar,
Ne yaşadıysam yaşadım…
Hepsi gelmiş geçmiş olsun…
Ben bu hikayeyi;
mutlu sonla bitireceğim..

Bu da sana son sözüm olsun…!

İnsan

Görsel : tranquil monkey

Dostum, güneşe bak, toprağa bak,suya bak,buluta bak; fakat, arkana bakma….

Kimin geldiği önemli değil,kimin gelmediği de…
Unutma, yolcu değişir, yol değişir, ama menzil değişmez.
Yolcuya bakıp, yolunu tanıma.
Yola bak, yolcuyu tanı, yolcu hakkındaki kıymet hükmünü ona göre ver.
Vahim olan, yolun yolcusuz olması değil;

Asıl vahim olan yolcunun yolsuz olmasıdır.

Yolsuz, hedefsiz, amaçsız, şaşkın, hercai ve seyyal…
Dostum yollar yürümek içindir.

Ancak şu gerçeği de hiç unutma :

Yürümekle varılmaz, lâkin varanlar yürüyenlerdir.
İnsan…
Mutluluğu arayan…
İnsan…
Büyüdükçe acıya ve tatlıya, olana ve olmayana alışan …
İnsan…
Umut, heyecan dolu…
İnsan…
Hüzün, karamsarlık dolu…
İnsan…
Bazen masallara, bazen korkulara inanan…
Bazen güce, bazen kibre saplanıp kalan…
İnsan, bazen kendini yok, başkalarını var sayan…

Bütün bunların arasında kendini, kendi varlığını ve anlamını arayan…O anlamı buldukça da yaşamına ışık ışık güzellikler katan…

Halil Cibran

Değer

Rusya’da en yüksek not 5’iken, bir çocuğun boş kağıt verse bile alabileceği en düşük not 2’imiş. Bu uygulamadan yeni haberdar olan biri şaşkınlıkla Moskova Üniversitesi’ndeki Dr. Theoder Medraev’e sormuş “boş kağıt veren bir öğrenciye neden “0” yerine “2” veriyoruz, niye öğrencilere adil davranmıyoruz” diye.

Medraev bu soruyu “her sabah 7’de soğuk havalarda bile kalkıp okula gelen, tüm dersleri takip eden, toplu taşıma ile sınava saatinde yetişen ve soruları cevaplayamasa bile en azından sınava giren, başka bir hayat yaşayabilecekken okumayı seçen birine nasıl “0” verebiliriz” diyerek cevaplamış.

Biz demiş, sadece sınavdaki sorunun cevabını bilmiyor diye hiçbir öğrenciye “0” veremeyiz. En azından insan olduğu ve denediği için o öğrencilere de saygı göstermeliyiz.

Adil Davranmak

Görsel : Davide Bonazzi

Rusya’da en yüksek not 5’iken, bir çocuğun boş kağıt verse bile alabileceği en düşük not 2’imiş. Bu uygulamadan yeni haberdar olan biri şaşkınlıkla  Moskova Üniversitesi’ndeki Dr. Theoder Medraev’e sormuş “boş kağıt veren bir öğrenciye neden “0” yerine “2” veriyoruz, niye öğrencilere adil davranmıyoruz” diye.

Medraev  bu soruyu “her sabah 7’de soğuk havalarda bile kalkıp okula gelen, tüm dersleri takip eden, toplu taşıma ile sınava saatinde yetişen ve soruları cevaplayamasa bile en azından sınava giren, başka bir hayat yaşayabilecekken okumayı seçen birine nasıl “0” verebiliriz” diyerek cevaplamış.

Biz demiş, sadece sınavdaki sorunun cevabını bilmiyor diye hiçbir öğrenciye “0” veremeyiz. En azından insan olduğu ve denediği için o öğrencilere de saygı göstermeliyiz.

Düşündüm doğduğumuz andan beri küçüklü büyüklü ne kadar farklı sınavlarla karşı karşıya kaldığımızı, zaman zaman aldığımız “0”lar nedeniyle nelerden vazgeçtiğimizi, vazgeçişler nedeniyle asla keşfedilmeyecek potansiyelleri…

Düşününce paylaşmak istedim yıkmanın en kolay iş olduğunu, asıl zor olanın yapıcı yaklaşarak  ilmek ilmek yol almak olduğunu.  Hakkınız yense de, “0” alsanız da hayatın önünüze getirdiği sınavlarınızda bilin ki asıl hakettiğiniz notunuz  en az “2”..

Alıntıdır.

Bütünün Parçası Olabilmek…

Dünya nüfusunun yaklaşık  olarak % 15′ i engelli bireylerden oluşmaktadır. Bu bireylerden 110 milyon birey çok ciddi engele sahip,  fonksiyon görmede önemli ölçüde güçlük çekmektedir ve yetiyitimi olan bireyler sağlık, eğitim, istihdam, ulaşım ve bilişim hizmetlerine ulaşımda büyük güçlükler yaşamaktadır.

Dünya Engellilik Raporu;

1. Engelliliği anlamak
2. Engellilik-global resim
3. Genel sağlık bakımı
4.  Rehabilitasyon
5. Yardım ve destek
6. Kolaylaştırıcı çevre
7. Eğitim
8. İş ve istihdam
9. İleriye doğru önlemler olmak üzere dokuz başlık altında toplanmakta; bu rapor engelli olmayı anlamayı kolaylaştırmakla kalmayıp, istatistiki verileri analiz ederek, kamuoyu ve hükümetleri engelliliğin önemi açısından bilgilendirmekte ve önerilerde bulunmakta,  ” Birleşmiş Milletler Engeli Olan Bireylerin Hakları Bildirgesi”nin hayata geçirilmesini sağlamak amacıyla ulusal ve uluslararası seviyelerde konuyla ilgili harekete geçmeye çağrı yapmaktadır.

3 Aralık Dünya Uluslararası Engelliler Günü’nde asıl  sorgulamamız gereken,  engelli bireylerin bu rapor doğrultusunda bütündeki yeri ve önemi,  anlaşılabilirliği,  hizmete erişimi, yaşam biçimi ?

Farkındalıkla, engelsiz bir dünyada yaşam umuduyla…

Android’de Yahoo Postadan gönderildi

Hayat satranç Mı?

Arabanızda frenler tutmuyorsa evren size nerede durmasını bilmiyorsun? diyor..
Silecekleriniz çalışmıyorsa neyi görmek istemiyorsun? diyor..
Telefonunuz arızalıysa iletişim kanallarında sorun var, kime söylemek istiyorsun da söyleyemiyorsun? diyor..
Arabanızda vuruklar, çarpmalar varsa öfkelisin, kendini ve kızgın olduğun herkesi affet diyor..
Evinizde su boruları devamlı patlıyorsa, musluklardan su sızıyorsa yaşamındaki kaçakları gösteriyor… (Para, sağlık, huzur vs.)

Elektrikle ilgili sorun varsa karanlıktasın, aydınlat kendini diyor..

Veee bedenimiz işte harika makinemiz…
Biz hayatımızdaki kullandığımız araçlar arızalanınca insanlarla ilişkilerimiz bozulunca, yaşamın bize verdiği mesajları hala anlamadıkça…
Yaşam, son çare olarak mükemmel bir makinemiz olan bedenimizle hayatımızdaki sorunları göstermeye çalışıyor..
Ancak hastalanınca duruyoruz.. Bana ne oluyor böyle diyoruz..

Neden hasta olunca farkına varıyoruz? Çünkü yaşamla ilişkimiz bir şekilde kesiliyor..
İşimize gidemiyoruz veya ağrılar içinde dolaşıyoruz hayattan keyif alamıyoruz..
Evet yaa, bu işim beni çok strese sokuyordu, sonunda hasta etti beni’ diyorsunuz..
Yaşamın size söylediklerini dinlemek için illa hasta olmayı mı bekliyorsunuz..
Kanser olduğunuz zaman mı en nefret ettiğiniz kişiyi affedeceksiniz..
Öleceğinizi bilirseniz mi yapmak istediğiniz şeyler için kendinize zaman ayıracaksınız, kızmayı, söylenmeyi bırakacaksınız..
Hastalıklar sizin düşüncelerinizle yaşamınızda yaratmış olduğunuz sıkıntıların sonuçları ve bu düşünceler sahip olduğunuz yaşam alanlarınızı güçlü bir şekilde etkiliyor..

Öncelikle şunu da belirtmek isterim, yaşamımızdaki bu nedenleri görmemek için kendimize bahanelerde uydururuz..
Soğuk bir şeyler içtim bu yüzden boğazım ağrıyor..
Acılı yedim bu yüzden midem ağrıyor vs..
Daha önce neden soğuk içtiğinizde veya acı yediğinizde bu ağrılar yoktu..
Kendinize dürüst olun ve yaşamın size verdiği bu ipuçlarını kullanın..
Sonuçta sadece kazançlı çıkarsınız…

« Önceki Yazılar